25 Kasım 2009 Çarşamba

dirilililili -orası kuru temizlememi

sinir bozucu bir şekilde rüyam bölündü üst kattaki karının halıya oklavayla vurmasıyla irkildim. yatakta bir sağa bir sola dönüp o iğrenç gürültüyü tüm kulaklarımda hissetmek beni deli ediyordu ve tabi uyutmuyordu. şöyle bir doğruldum ve ayak parmaklarımın ucunu yataktan aşşağı sarkıtarak halıya temas etmesini sağladım. bir anlık sinir bozucu ses uykudan uyanmam ve yüzümdeki tebessüm ile son bulmuştu. uykudan yeni kalkmış olmamın verdiği sersemlik, ayak parmağımı yatağın kenarına çarptırmakla bir anlık acı çekme haliyle karışmıştı. parmağımın acı çekmesine aldırmadan bir bardak suyu sürahiden bardağa yavaş yavaş döküyordum dökerken çıkardığı şırıltı sesi tüm duyularımı tatmin edebilecek kadar hoş geliyordu. zamanla bu su sesi ağzımdan boğazıma doğru gittiğinde ki o "glup" sesine dönüşmüştü. bir glup, iki glup, üç .... saymıştım. o kadar konsantre olmuştum ki suyu içerken çıkan glup seslerinden çalan ev telefonunun çıkardığı "dirilililili" sesine aldırış bile etmemiştim. su bardağını dudaklarımdan çekip tezgahın üstüne koymuştum. içtiğim su ağızımdaki kuruluğu gidermişti bir parça. alelacele ev telefonuna doğru koştum. uyku sersemliğinin ve suyun ağzımda bıraktığı tatlımsı hava ile -alo- dedim. ve bir süre bekledim bu beklemenin sebebini bilmesemde telefonun başındaki beklerken ki mallık hissini atlatmamı sağlayan -alo ben aslıyı aramıştım- diyen güzel bir kız sesiydi. sesi o kadar güzeldi ki kulaklarım adeta delirmiş gibi -halay başı burma burma yar yar yar yar yar yar aman- diyecek şekile gelmişlerdi. -aaa sanırım yanlış aradınız.- dedim mahçup ve kibar bir sesle telefonu açdığım zaman ki sersemlik üstümden gitmişti. telefonun ahizesinden -dıt dıt dıt- sesi yükseldi. ve bundan sonra o güzel sesi duyamadım. kulaklarım zihnime küsmüştü. bir kenara geçmiş sessiz sessiz ağlıyordu belkide. telefonun çalma sesini duyunca birden irkildi kulaklarım üç gün olmuştu o sesi duymayalı kulaklarım. -inşallah o dur- dedi belkide iç çekerek. telefonun ahizesini kulaklarıma doğru götürdüğümde -alo orası kuru temizlememi- sesini duydum. ses çok yaşlı birinden geliyor olmalıydı hırıltıları ve arada çıkan cızırtılar bunu göstermişti. -hayır- deyip indirdim telefonun ahizesini gözlerim kapandı iç geçirdim. bundan sonra o güzel sesi hiç duymayacağıma inandırmalıydım kendimi. alışmalıydım o sesten sonraki -dıt dıt dıt- sesine. ya da kapılmamalıydım hiç hissine. aldırmıyor artık kulaklarım telefonun o iğrenç yıllardır aynı melodisine yine mi o iğrenç ses "dirilililili" çektim onun fişini ruhum acıyor kalbim acısından bunu bildi. parmağımın acısını kalbimin acısına teslim etmişti günler. yavaşca balkona doğru yürüdüm yukardaki karının sirkelediği halıdaki bütün pisliğin balkonun mermerine dolduğunu ellerimi mermere koyduğunda hissettim. pürüzsüz olan mermer o pisliklerle pürüzlü ve tozlu bir hale gelmişti. ellerimi mermerden çekip şöyle bir baktım. görebiliyordum içimi ellerimde toz tutmuş. işte tamda öyleydim ben kapşonlu hırkanın kapşonunu kafama geçirip odama doğru gittim yatağıma girdim. o üst kattaki karının halıyı sirkeleme sesini bekledim. -duyduğum tek şey olan sessizlik.- geçiyordu içim gözlerim hafif hafif kapanıyordu ama uyumamak için savaşıyordum en son uykuya kapandığında gözlerim açılmadı uykuya dalmışım. akşam üstü yattığım için gece yarısını bir kaç saat geçtiği anda uyandım. mutfağa doğru gidip yine aynı şeyleri yapmıştım -bir bardak suyu sürahiden bardağa yavaş yavaş döküyordum dökerken çıkardığı şırıltı sesi tüm duyularımı tatmin edebilecek kadar hoş geliyordu. zamanla bu su sesi ağzımdan boğazıma doğru gittiğinde ki o "glup" sesine dönüşmüştü. bir glup, iki glup, üç .... saymıştım.- çalmadı telefon ve ya ben duymadım.

24 Kasım 2009 Salı

tırnak mı ıyyy - ugg.

ohaa lan ben farkında olmadan tırnak yiyormuşum. geçen tırnaklarımı keserken baktım biri yok biri var allah allah dedim. stres anında hemen tırnaklarıma sarılıyormuşum. halbusa ki tırnak yiyenlerden nefret ederim lan ben. tırnak demişken kızların o şeyim gibi uzun tırnaklarınada uyuz oluyorum. "bu benzetmeyi yapdığımdan dolayı bana kızıyorsunuz demi." hayır benim sinirim o tırnaklara değil ulan camış tamam uzatıon benim bileklerimden ne istiosun. heryerimi savaş alanına döndürdü o kızların uzun tırnakları. acıyo lan. o poklu mikroplu tırnakları koluma bileğime soktunuz sızlıo mikroplandım ben. uyuz oluyorum lan tırnaklarınıza götünüze sokacam ben o tırnakları. bakalım o zaman nasıl batıo görürüz. geçen tırnak yeme manyağı gördüm ben hastanede inanamazsınız kendi tırnaklarını bitirmiş üstüne hemşirenin tırnaklarıda göz dikmiş sürekli hemşirenin elini kesio. "oha lan camış."

ayrıca şey sorcam bu botları pazarda bedavayamı dağıtıyorlar herkesin ayağında var. botta bot olsa bez lan o hertürlü su alır. ugg'ymiş adı efenim 300 tl'ymiş piyasa fiyatı altı terlik üstü bez ayakkabıya sırf ugg markası die 300 tl veren insanın aklına şuan harbiden acıdım. onun aklına acımakla beraber babasının parasınada acıdım. yazık yazık. anca mal olan yapar demi bu mallığı bu altı terlik üstü bez ayakkabıya 300 tl verir. durum öyle değil işte herkesin ayağında var lan. haa çakma giyen vardır orjinal giyenden biraz daha akıllıdır 25 tl gibi cüzzi bir fiyata çakmasını almıştır ama yine maldır. altı terlik üstü bez lan onun götünü mü silcen onla. eğer öyle paspas yapma gibi bir düşünceniz varsa saygı ile karşılarım. tabi çakma olanını. 300 tl verilirmi lan paspas için.
sevgülü pek değerli blog. bu yazımda 2 konu hakkında gerçekten
konuşmak istedim yoksa içimde kalırdı ikisi birarada.

18 Kasım 2009 Çarşamba

yabadabaduuuu wuuuu

son zamanda soğuk günler geçiriyorum hava çok soğuk ama yağmurun serin serin yağması bana mutluluk duygusu veriyor bir parça. birazda sıkılıyorum şu günlerde dışarıya çıkamıyorum zaten hava soğuk ve domuz gribi şeysinden de korkuyorum. korkacak ne varsa o benden korksun aslında. off en son sokağa çıktığımda kaptım ben galiba şifayı. ellerim üşüyor bazen ağzıma doğru götürüp üflüyorum nefesimi ısınmaya çalışıyorum. bugün hava güneşli ama yalancı biliyorum penceremi açtığımda esiyor odam bırrr... diye bir titreme geliyor bana hemen kapatıyorum penceremi. yatağıma çekilip cep telefonumda en sevdiğim arkadaşlarıma "053829556xx numarasından hattınıza 50 kontör yüklenmiştir." gibi kandırıkcı mesajlar atıyorum bir insan bu kadarmı salak olur sağol kankim diye mesaj atıp kendi kontörlerini yiyorlar. kandırmayı seviyorum onları onlarda hemen inanıyor ben ne yapayım. öhöö öhhöööö hasta oldum. öksürüyorum tıksırıyorum. yanlış anlamıyorsun demi domuz gribi olmadım domuz oldum. yok yani domuz gibi oldum ağzım burnum salyalar içinde aynı domuzun ki gibi. açlık oyunları etkisi yazımda da birşey söylemiştim. "şerefsiz arkadaşımın biri sürekli hapşırıp öksürüyordu korkup eve gitmek için evin yolunu tuttum. yolda giderken "amuna eşşeğe s.ktirdiğimin çocuğuna bak lan bizi de domuz gribi yapacak" diye mırıldandım." yok yok mırıldanmakla kalmadım oldum. ama domuzundan değil yani domuzlusundan değil. grip olunca domuz gribi muamelesi görmekten bıktım ben. sıkıldım yahuu. ailem dahil herkes bana kötü adam muamelesi yapıyor. çok yalnızım ben. kimsem yok hatta monitöre doğru hapşırırsam belki sende gidersin. kim bilir? off off havalarda soğudu yağmur felan ne güzel. hastalıkta olmasa şu grip şeysi tadından yenmeyecek. yeme felan derken geçen pazardan geçerken kestane gördüm hakiki sinop kestanesi bir iç geçirdim, off şimdi evde doğalgaz yerine soba olacak üstünde çıt çıt çıt pişircen bu kestaneleri. içim gitti anlatabiliyor muyum içim. böyle mis gibi kestane kokusu aklıma geldikce daha da almaya niyetlendim ama ne yazık ki. evde soba yok çiğ yemeyide sevmiyorum. ama içim gitti işte bi kere hemen aldım. eve getirdim. anacağım dedi madem soba istedin o olmasın ama gel ben bunu sana haşlıyayım. 10 15 dk geçti geçmedi annem kestaneleri suda haşlamış. lan hepsinin tatlı olan kısımları birbirine karışmış hepsi tatlı olmuş mükemmel. patetes gibi potur potur mis gibi. yedim ben onları hapur hupur. yeni favori yiyeceğim kestane haşlaması bundan sonra. kestane haşlamalarımı yerken gözüme fox tv deki su gibi evlendirme programı takıldı evlenmek için katılmış sarışın bi kadın dümdüz suratı var kamyon çarpmış gibi. güzel kızlar yalnız kızlardır diyor. lan kamyon çarpmış hatun yüzünde bi kilo makyaj var hala götüm gibisin lan. ayy pardon götüme hakaret ettim götüm senden daha oval lan dümdüz suratın var neren güzel senin. güzelim diyor güzeller yalnızdır diyor. acaba çirkin olduğun için yalnız olabilirmisin at kafası. her neyse hasta olunca sinirleniyorum işte ben böyle. öhööö öhööööö öhöööööö.
şey farkettim gugıl görsele domuz yazınca artık domuz gribide çıkıyor korkuyorum.